>Is it getting better?

>

“Gelgit gibidir bir erkeğin ilişkileri.. Selde sürüklenir kaderine doğru. İhmal edilmiştir hayatlarının seferi, mahkumdur karaya oturmaya, sefalete.. Öylesine büyük bir okyanusta yüzüyoruz işte. Ve arkamıza almalıyız akıntıyı, hala bizden yanayken. Yoksa kaybederiz şansımızı, her şeyden önemlisi.”

-Shakespeare.

One Tree Hill’i en baştan izliyorum. İçim bir tuhaf oldu. Lucas’lı bölümlerin en sevdiğim tarafı her bölümde ayrı bir kitaptan alıntı yapılmasıydı. Şu yukarıdaki de ilk alıntı hatta.

Murathan Mungan – Üç Aynalı Kırk Oda
Yannis Rittos – Seçme Şiirler
Stendhal – Kırmızı ve Siyah
Nicole Jones – Geçmişe Veda
Gabriel Garcia Marquez – Kırmızı Pazartesi
Cezmi Ersöz – İçime gir ama sigaranı söndürme
Carlos Fuentes – Körlerin Şarkısı

Okumam gereken sürüyle kitap var. Ve daha onlar bitmeden listeme ”Steinback – Acı Hayat”ı ekledim. Candy bitmişti, Kırmızı Pazartesi’yi de yarıladım sayılır. İzlemem gereken bir sürü film de var üstelik. Sınavın öğrencilere yaptığı en büyük bokluk bu işte. Asosyal oldum lan. Yazın hepsinin anasını ağlatıcam.

Neyse işte bir de şu şarkıya feci sardım. U2 versiyonunu da dinliyordum ama Paradis çok daha güzel coverlamış. Ki zaten piyanoda Johnny var..

http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf

Advertisements
Posted in brida, kitaplar, one tree hill, shakespeare, vanessa paradis | 9 Comments

>Açıklık.

>

Ben her zaman böyle gülüyorum aslında.
Bakmayın burda melankoliye bağlıyorum. Geri dönüp yazıları okudukça aslan olan burcumdan şüphe ediyorum olum. ”Acaba ikizler miyim lan?!” diye sorguluyorum kendimi. Çünkü anım anımı tutmuyor resmen.
İşte siz sanırım hep o Yeniayınmoronbella’sı tarafımı görüyorsunuz. Neşeli postlarım çok gerilerde kalmış zaten.
Neyse bu yazının amacı bazı şeyleri açıklığa kavuşturmaktı.
Amacıma ulaştım sanırım.
Posted in brida, deli brida | 8 Comments

>Il y a.

>

Il y a là la peinture
Des oiseaux, l’envergure
Qui luttent contre le vent
Il y a là les bordures
Les distances, ton allure
Quand tu marches juste devant

Il y a là les fissures
Fermées les serrures
Comme envolés les cerfs-volants
Il y a là la littérature
Le manque d’élan
L’inertie, le mouvement

Parfois on regarde les choses
Telles qu’elles sont
En se demandant pourquoi
Parfois, on les regarde
Telles qu’elles pourraient être
En se disant pourquoi pas

Il y a lalala
Si l’on prenait le temps
Si l’on prenait le temps
Il y a là la littérature
Le manque d’élan
L’inertie, le mouvement

Parfois on regarde les choses
Telles qu’elles sont
En se demandant pourquoi
Parfois, on les regarde
Telles qu’elles pourraient être
En se disant pourquoi pas

Il y a là les mystères,
Le silence sous la mer
Qui luttent contre l’temps
Il y là les bordures
Les distances, ton allure
Quand tu marches juste devant

Il y a là les murmures
Un soupir, l’aventure
Comme emmêlés les cerfs-volants
Il y a là la littérature
Le manque d’élan
L’inertie le mouvement

Parfois on regarde les choses
Telles qu’elles sont
En se demandant pourquoi
Parfois, on les regarde
Telles qu’elles pourraient être
En se disant pourquoi pas

Parfois on regarde les choses
Telles qu’elles sont
En se demandant pourquoi
Parfois, on les regarde
Telles qu’elles pourraient être
En se disant pourquoi pas

Posted in brida, bridanın çizimleri, vanessa paradis | 4 Comments

>Hipokondriyak.

>

Aslında Zakkum sevmem ama bu şarkının sözleri pek güzel.
Şu bebeğin tumblr’ından şey ettim.

her birliktelik, kalbinin emzirecegi bir yeni bebektir.
once emeklemeyi, sonra yurumeyi ogretmen gerekir..
kalbindeki sutu tuketmediler mi?
bazen hic baslamamasi, bir gun bitmesinden iyidir..
cunku beraberlik yaslanirken, bir terkediş genclesir.
seni hic terketmediler mi?

aslinda dostluklar da kardanadam gibidir..
eriyecekleri bile bile insa edilir..
kapim neden hic calmiyor artik?
fotograflardaki insanlar hatirliyor mu beni? isimleri neydi?
bunların yuzleri cok tanidik.. yalniz kalmak.. bir ilac midir? yoksa hastaligin ta kendisi mi?
isigi gorunce karanliga kaciyorum hemen, bocekkkler gibi..
bir seye cok uzun sure bakarsan, onu gormemeye basliyorsun.
hayat, keske bu kadar etobur olmasaydi..

iste sen.. kurbanlarindan korkan kanli zalim bicak..
sen.. kendi golgesinden bile korkan bir paranoyak..
bir hipokondriyak..
bir hipokondriyak
sen.. kirik cam ustunde yalinayak.. ve cirilciplak..
bir hipokondriyak..
bir hipokondriyak..
bir paranoyak..
bir hipokondriyak..
bir hipokondriyak..
bir paranoyak…
bir hipokondriyak…
kalbi coktan iflas etmis kimsesiz bir kardiyak..
yalınayak ve çırılçıplak..
işte sen..
bir paranoyak..
bir hipokondriyak..
bir hipokondriyak..
bir paranoyak..
bir hipokondriyak..
bir hipokondriyak..
siz ikiniz siz ikiniz benim hakkımda ne konuşuyosunuz
senin..senin ismin neydi?
her birliktelik kalbin emzireceği bir bebektir önce emeklemeyi sonra yürütmeyi öğretmen gerekir… ”

Ps. Sadece en güzel bölümünü alıntılayacaktım ama hepsi güzel lan.

Posted in Uncategorized | 6 Comments

>Shit Happens.

>

– Ne yaparsam yapayım, asla yeterli olamadığım bir babam

– Hayatımdan siktir olup gitmiş yalancı bir annem

– Ve sevdiğim erkekleri sevme eğilimi olan çocukluk arkadaşlarım var.

Emin olun daha fazlasını bilmek istemezsiniz.

Hoş daha ”fazla”sı var mı bilemiyorum.

Posted in Uncategorized | 9 Comments

>Tost ekmeğine benzemeyen hayat.

>http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf

‘’Ben sadece seni istiyorum.’’ Dedi adam.

‘’Hayır hayır o kadar uzun boylu değil, konuşuruz, mesajlaşırız, belki o işi bile yaparız ama sevgili olmayacağız.’’ Dedi kadın.

Sonra sudan sebepler üretti. Korktuğunu, yorulduğunu, hayatında hiç kimseyi istemediğini söyledi.. Ne de güzel yalanlar söylerdi. İstediği tek bir kişi vardı. Bu adamla konuşurken ve o işi yaparken bile –adamın diretmelerine dayanamamıştı- aklında başka bir adam vardı.

Yeterince unutamamıştı onu. Bu adamla vakit geçirdiğinde aslında diğer adamla olmayı dilediğini fark etti. Ve bir süre sonra sanki karşısında istediği o adam varmış gibi konuştu.

Sanki onun gözlerine bakıyormuş, sanki onun nefesini dinliyormuş gibi yaptı.

Bir süre işe yaradıysa da telefonu kapattığında numarada yazan ismin istediği isim olmadığını görmesi onu tekrar en başa döndürdü.

Bir adam vardı kadını seviyordu. Bir adam vardı kadınsa onu seviyordu.

Ruhsuz olduğunu, hiçbir duygusunun kalmadığını düşünen kadın, sevdiği adamı hatırlatan şarkılar dinledi. Ve her şarkıda ayrı gözyaşı döktü. Tüm duygularını geri kazanmıştı. Ya da kadın yanılmıştı. Belki de hep ordaydılar ve doğru zamanı bekliyorlardı.

Dün gece olanları unutmayı denedi, kadın.

Güzel şeyler düşünmeye çalıştı. Sabahın bir körü girdiği duştan mutlu olarak çıkmayı diledi. Oysa derisine dokunan damlalar, vücudunu ağırlaştırmıştı. Ağır ağır odasına geldi. Sevdiği adamın resimlerini açtı. Arkada sevdiği adamı hatırlatan şarkılar çalıyordu.

Kadın ölmeyi diledi.

Sonra tekrar dirilmeyi..

Posted in bay a, brida, julien | 5 Comments

>İç-dış ilişkisi.

>

http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf

İçimdekiler.
Her şeyin tost ekmeği gibi olmasını istiyorum. Kare, sınırları belli.. Çünkü kimse siz ”İki tost ekmeği yedim.” dediğinizde ”üç” anlamaz. Öylesine barizdir ki tost ekmeği muallakta kalmaz hiçbir şeyi.
İşte aynen böyle olmasını istiyorum duygularımın. Yani bir şeyi ‘hem sevme, hem de sevmeme’ durumu diye bir şey olmasın.
İnsanlar ya sevsin, ya da sevmesin. Ya güzel bulsunlar, ya da çirkin. Ya yok desinler, ya da var. Ya ölsünler, ya da yaşasınlar…

Her şey bariz ve anlaşılması kolay olsun. Sınırlar belli olsun ve kimse o sınırları geçmesin. İki şeyi aynı anda yaşamak, iki şeyi aynı anda sevmek, aynı anda o iki şeyden nefret etmek istemiyorum artık. Mavimsi olmasın mavi olsun her şey.

Arkadaşlık aşkla karıştırılmasın, sevgi aslında nefret olmasın. Mnskym madalyonun iki yüzü falan olmasın işte! Çok sikko bir hayat yaşıyorum şu ara.



Dışımdakiler.

Aslında günler güzel geçiyor. Yani ne sıkıntı var, ne de başka bir şey. Şu denge ve boşluk olayı çok iyi gidiyor. Kimseyi sevmiyorum mesela. Fizik Hocası hariç. (Kalp kalp) Okula gitmiyorum, dersanelerde sürtüyorum. Film izliyorum. Çok gülüyorum. Ağlamıyorum. Belirli bir şey hissetmiyorum aslında. Günler geçip gidiyor işte.

”I`m fooling myself
Cause you say you love me
And then you do it again, you do it again
You say your sorry`s
And then you do it again, you do it again”

Posted in brida, one tree hill | 9 Comments